EsGiz Defteri











{27/10/2009}   Zamanın tik takları

Hep bu tarz yazılar okurdum. Bir sürü psikolog bozuntusu çıkıp yazarlardı, şöyle olur böyle olur, bu kişilerin psikolojisi şudur, yok şöyle travmaları vardır.. Yok işte hiç biri, sadece tesadüf desem kim inanır şimdi.. Buna bile diyecek bir şey bulurlar bence “Freud için tesadüf diye bir şey yoktur, bunlar sadece bilinç altının yansımasıdır”..

Aslında hak ettim bunları. Ben istememiş miydim o düzenli ve sağlam hayatı bozan, yeni şeyler yaşamak isteyen, macera arayan.. Hani bir listem vardı, “ölmeden öncesi yapılması gerekenler” diye, onları gerçekleştirmeye başladığım an bu sona ulaşacağımı bilmiyor muydum.. Kendi kendimi bu hale getirdim ben, o yüzden ağlamaya da hakkım yok, kimseye kızmaya da, kimseyi suçlamaya da..Ah, bu ilaçların tadı da iğrençmiş, ilaç üreticilerine de bir mektup yazıp bunu söylemeye vaktim olsaydı keşke..

Artık bağımsız olacağım dedim, kimseyi dinlemeyeceğim, başım dik yürüyeceğim. Ah evet, kesinlikle istediğim insan oldum o konuda. Etrafımdakiler ufak bir öneri bile verseler bunu kendime tehdit olarak algılayıp aksini yapmaya çalıştım hep. Şimdi fark ettim de asıl bağımlılık bu olmuş.. Ama yine de içimden geleni yapmamı engellememiş bu. O gece bardaki çocuklara bira ısmarlatmadım mı sırf nasıl bir his olduğunu anlayabilmek için. Salak, gecenin sonuyla ilgili ne hayaller kurmuştur kim bilir. En sonunda telefon numarasını verirken kurduğu hayaller, benim o numarayı sokakta gördüğüm ilk adama kendi numaram gibi vermemle son bulmuştur sanırım.. Bu kırmızı renkli hapların tadı güzelmiş aslında, onu sona saklayayım o zaman, tatlı olsun..

Tesadüftü her şey belki..Oysa günün başında böyle bir planım da yoktu. Hiç de fena bir gün değildi. Ama sonra.. Nedense içime bir sıkıntı girdi, yanımda kimse yoktu son zamanlardaki gibi. Bir arkadaşımı kahve içmeye çağırdım, eski sevgilisiyle buluşacakmış, ekti beni.. Oysa ne de güzel anlaşıyorduk, belki bir şeyler bile hissediyor olabilirim ona karşı, bu kadar kızmama neden olan da bu belki. Peki ya erkek arkadaşım dediğim züppe, onun ne derdi vardı? Onu aradım, kilometrelerce uzaktan bana güzel bir şey söylesin diye. Cebimdeki azcık parayla uluslararası konuşma yapmayı bile göze aldım. Ama o, nasılsın bile demedi bana, sonra konuşuruz dedi ve kapattı. Seslere bakarsak çok da eğleniyordu o sırada, niye benimle uğraşsın dimi.. Başım dönmeye başladı sanırım.. Şu kırmızıların tam vakti bence..

Peki ya en yakın arkadaşım, her şeyim, bitanecik dostum.. Onun da mı işi vardı, aradım, sessiz konuşmalar ve kapatma çabaları..O sırada karar verdim sanırım bunu yapmaya.. Yok yok, en son büyük aşkımın sevgilisine yazdığı şiiri okumam beni buraya getirdi. Bu durumumun sebebi oydu, bilmese de..İlk görüşte aşktı, gökten iner gibi girmişti hayatıma, hiç olmayacak bir yerde, olmayacak bir zamanda, olmayacak insanların arasında.. Başta ben çekindim söylemeye, sonra o, sonra da işte sevgilisi.. Duyduğum an yıkılmıştım. Off mideme sancılar giriyor, böyle olmaması lazımdı, hani güzel bir uyku olacaktı.

Her şey tesadüflerle oldu. Herkesin üst üste gelmesi, benim bağımsızlık hayalim, ama aynı zamanda tutkulu bağlılığım..Biri gitti biri geldi, adını bile hatırlamıyorum bazılarının.. Hayallerim vardı, elbet gerçekleştireceğime inandığım, tesadüfler üzerinden gidecek. Oysa tesadüfler bitirdi beni..

Acılarım yok oldu, uyku bastırdı..Artık zamanı geldi sanırım.. Arkamdan kimse üzülecek mi acaba, belki tesadüfen bir yerden duyacaklar. “Deliydi ama iyi biriydi” diyecekler. Belki de hiç bilmeyecekler, tesadüfler buna izin vermeyecek. Oysa bilinçaltı..Aahh boş ver bilinci altını, ben gidiyorum, kime ne bundan..

Hayat bir tesadüftür. Bir tesadüf sonucu spermle yumurta birleşebilir, bir tesadüf sonucu sorunsuz bir şekilde büyür, bir tesadüf onun çıkmasına yardım eder bu karanlık dünyaya, bir tesadüf ona hayatını yaşatır bir sürü tesadüfle karşılaştırarak.. Ve en sonunda bir tesadüf onu sonlandırır, biz ne kadar kontrol sahibi olsak da..

İşte zaman geldi.. Hissediyorum.. Artık su altına dalmadan da ağırlıksız özgürlüğü yaşayacağım..Veya yaşayamayacağım.. Hadi şimdi açıklayın bakalım, tesadüf mü bütün bunlar değil mi.. “Bazen bir pipo, sadece pipo”…



{27/10/2009}   Geçen günlerim oldu..

Son zamanlarda hep mutsuzken yazdığımı fark ettim. Oysa daha çok mutluluklarımı yazmayı planlamıştım. Ama olsun, herkes her zaman mutlu olamaz ya, onu da göstermiş olayım. Aslında yazmak istediğim o kadar çok şey vardı ki..

Mesela 17-18 Ekim’de Ayvalık’a dalışa gittik. Planlama süreci ne kadar zorlu ve sinirli geçse de arabaya bindiğimiz ilk andan itibaren sorunsuz ve inanılmaz güzel bir hafta sonu geçirdim. Körfez Diving sorunsuz bir dalış yaşattı bize. Teknedeki malzemenin çokluğu ve kalitesi olsun, çalışanların sıcak davranışları olsun, bizi götürdükleri güzel dalış noktaları olsun çok mutlu bir şekilde ayrıldık oradan. Ayvalık’a dalışa gitmeyi düşünene, veya İstanbul’dan hafta sonu kaçma planları yapanlar olursa kesinlikle tavsiye ederim:) Turla ilgili ayrıntılı bilgiyi kulübümüz için yeni açtığımız blogdan okuyabilirsiniz. (hakikaten yeni:) )

Bu cumartesi gecesi de dalışımızı kutlamak ve bröveleri dağıtmak için klasikleşmiş Küçük Beyoğlu gecelerinden birini gerçekleştirdik. O sırada öğrendik ki kardeş kulübümüz olan Yelken Kulübü de takım olarak katıldıkları ilk yarış olan İYK Altın Kilit Kupası’nda 3. olmuşlar ve Bebek’te kutluyorlarmış. Biz de kalkıp oraya gittik. Hep beraber çok eğlenceli bir gece geçirdik sonuçta. Ve bir daha KB’nda buluşmamaya karar verdik:) Çünkü çok gürültülü oluyor ve istediğimiz gibi muhabbet edemiyoruz. Tavsiye etmem yani:)

Bunun dışında kötü şeyler olmadı mı, oldu tabi. Mesela grip aşısı oldum.. Domuz değil ama normali:) Annem iyice paranoyak olarak evi antibakteriyel jel ve sabunlarla doldurdu. Hatta sanırım Cevahir AVM Migros’unda ve Watson’da kalmamış, gidip başka yerlerden aramak zorunda kalmış.

Neyse işte, iyi kötü bir kaç haftayı da geride bıraktık.. Artık çalışma ve kendine gelme zamanı.. Ayrıca bu hafta sonu yeterince içtiğim için 2 hafta alkole yaklaşmamak gerek..(derken şarap uçarak gelir..:) ) Na zdorovje!



{11/10/2009}   Acaba

Yokmuş zora sokan
insan ruhunu
acaba kadar
Acı çekermiş
düşünmekten korkarmış
bunalırmış insan

Acaba derken
gelir geçer zaman
kalmaz o Acaba’nın
acabası..



{11/10/2009}   Dükkan

Sormadılar hiç

hangisini istersin diye

koydular önüme

Bir kere sordular

söyledim

kalmadı dediler

Koydular istediklerini

yine önüme



et cetera