EsGiz Defteri











Bir süre önce(bayaa bir süre önce) İnternet’te dolaşırken bir belgeye rastladım. Küçükken kartondan evler yapmayı çok severdim, kes-yapıştır şeklinde şeyleri de severim. Bu, 1 A4 boyutundaki sayfa da çok hoşuma gitti, neden mi? İşte sonucunda bu çıktığı için:

Tamam, itiraf ediyorum, zorlandım:) Görselin aslı renkli, burnu ve ayakları turuncu. Ama ben deneme yaptığım için siyah-beyaz bastırdım. Bir de keserken zorlandım, bazı tırtıklar bana göre yanlış yerdeydi(bak bak bak havaya :P) Bir de minik minik bir sürü şeyin yapıştırılması falan.. Yaşlanmışız dedim (parmaklarımın daha büyük olması da var tabi, küçükken daha kolaydı 🙂 )

Yapıştırma yerlerini sıraya koyup numaralandırmışlar, bu işinizi baya kolaylaştıracak elbette ki. Yarım günün sonunda bu minik ve tatlı şey karşınıza çıkıyor. Çocuğunuzla beraber hoş zaman geçirebileceğiniz bir aktivite olabilir. Ya da kardeşinizle, ya da babanızla, ya da abinizle, ya da … 🙂

Annem bu tarz şeyleri sevmez normalde. Ama bu sevimliyi sevdi ve bibloların yanına koydu(evet evde biblolarımızın durduğu bir kenar var, aa 🙂 ) Benden öneri, biraz daha büyütüp öyle bastırın, daha rahat edersiniz. Kullandığınız yapıştırıcı da ince uçlu olursa rahat edersiniz. Kullandığınız kağıt da çok ince olmazsa, yapıştırıcıyı fazla sürünce kağıdınız yıpranmaz. Bir taraftan da, bazı kesimler köşeli değil, yuvarlak hatlı, bu yüzden çok kalın kağıt da kullanmayın.

Unutmadan, sayfaya buradan ulaşabilirsiniz 😉

Reklamlar


{19/10/2010}   Savaşmaya hazırım!

Bir şey oldu, sonra bir şey daha oldu, sonra bir şey daha.. Öyle bir noktadayım ki, pamuk ipliğine bağlı bir köprüde yürüyorum sanki. Bu noktaya gelmek zordu, devamı zor, sonu belirsiz.. Ama belirli olan tek bir şey var, o da benim bu savaşa hazır oluşum!

Evet, bir adım ötemde bir savaş çıkabilir, savaş baltaları çekilebilir. Ama haklı olduğuma o kadar eminim ki, kimse bu savaşta karşımda duramaz! İnandığım ve istediğim şeyler için gerekirse ordulara karşı çıkarım. Gerekirse çeker giderim.. Ama fikrimi değiştirmeye niyetim yok, zor elde ettiğimden vazgeçmeye niyetim yok..

Zor buldum, mutluluğa tekrardan ulaştım, geri dönmeye niyetim yok!

Ben hazırım, karşıma çıkmak isteyen var mı?!



Geçen gün bir derste Ayten Zara PAGE, “Terk edilme, ruhsal bir ölümdür. Ardında mutlaka yara bırakır.” dedi. Burada bahsettiği terk edilme aslında anne baba tarafından terk edilmeydi. Ayrılan anne-babanın çocuğu terk etmesiydi. Ama sonra eklemeden de geçemedi, “Bu, tüm terk edilmeler için geçerlidir.”.

Başta bunu twit etmeyi düşündüm. Ama 140 karaktere sığmayacak bir konu bu. Çünkü buna sadece bir “ölüm” olarak bakmak çok yanlış geliyor.

Evet, her ayrılık bir parçanın zarar görmesi anlamına gelir. Orada ortaya çıkan izlerin iyileşmesi çok uzun zaman sürebilir. Ama buna iyi bir taraftan bakmak gerekiyor aslında.

Evet, ayrılık ruhsal bir ölüm, bir parçanın kopması ve kanamaya başlaması.. Ama bunun sonucunda da Anka gibi yeniden doğuş var.. Asıl iyi olan taraf da bu zaten. Ayrılık sonrası ölüm, yeniden doğuş ve hataların silinip gidilen yolun düzeltilmesi için bir fırsat bir taraftan da. Kopan parçanın olduğu yer temizlenmeye çalışırken şeklini de değiştirebilirsiniz, zararlı diğer şeyleri de hazır açılmışken çıkartabilirsiniz.

Etrafımda, ayrılık sonrası dünyanın sonu gelmiş sanan bir sürü insan var. Elbette ki o yas dönemini yaşayacaklar. Ama hepsine ortak tek bir şey söylüyorum. Bu yas döneminden sonra, eğer kişi de isterse ve desteği de varsa, yeniden doğup her şeyi istediği gibi yapmak yine kişinin elinde.

Sonuç olarak, bu “ruhsal ölüm” sonrası isterseniz aynı hataları tekrar yaşarsınız; isterseniz her şeyi silip, istediğiniz gibi yepyeni bir hayat kurarsınız kendinize. Küllerinden doğup daha da güçlenmiş bir hayat..

Her şey kişinin kendi elindedir!..



Özgürlükİçin olarak, Pardus 2009 sürümünden beri bir proje yürütüyoruz. Pekiii CD Gönder olarak adlandırdığımız bu projede, bir döneminin daha sonuna geldi. CD Gönder projesi nedir bilmiyor musunuz? Hemen anlatayım:

Türkiye’nin her yerine, sadece kargo ücreti ödenerek Pardus CD’leri gönderiyoruz. Kargo ücreti dediysem, öyle çok bir şey de değil yani, 2 TL+KDV (2.36 TL oluyor). Hem de Türkiye’nin her yerine aynı ücretle. Kars’ta da olsanız, Edirne’de de, aynı ücreti ödeyerek Pardus CD’lerine sahip olabilirsiniz. Bu özel anlaşmalı kargo ücreti dışında Pardus CD’sine hiç bir ücret ödemeden hem de! CD’ler de baskısıyla, kutusuyla çok güzeller :).

Bu günden itibaren, Pardus 2009.2 CD’leri için açtığımız CD İstek Formu‘nu kapatıyoruz. Böylece, bundan sonra Pardus 2009.2 CD’si gönderilmeyecek. Bu akşamki son gönderilerimizle beraber, yeni bir bekleme sürecine giriyoruz.

Sizlerin de bildiği gibi, 14 Aralık 2010 tarihinden Pardus 2011 sürümü çıkarılacak. Bundan sonraki CD gönderme döneminde, Pardus 2011 CD’lerini göndermeyi planlıyoruz.

Ön sipariş talep formunu şimdiden açmak istemiyoruz. Çünkü şimdi açarsak, sizleri aylarca bekletmiş olacağız. Böyle bir şey de istemediğimiz için biraz beklemenizi istiyoruz :),

Bu arada, fark ettiyseniz Sitemizdeki CD gönder düğmesi kaldırıldı 😦

Orası hep öyle boş kalacak değil elbette.. Kim bilir, belki bir iki gün içerisinde yerine yeni bir düğme gelir.. 😉



et cetera