EsGiz Defteri











Özgürlükİçin’de çalışmaya başlamamın 2. günüydü. Tarih 17 Temmuz 2009.. Pardus 2009 sürümünün çıktığı tarih. Ben daha elimi ayağımı nereye koyacağımı bilmiyorken bir sürüm telaşının içerisine düşmüştüm. Efsanevi, inanılmaz bir geceydi. Tam sürüm ftp’ye yüklendiği an elektrikler gitmişti ve bütün ekip ellerimizde dizüstü bilgisayarlarla Cihangir’den Tophane’ye koşmuştuk, siteyi yayına oradan almıştık.. O gün ayrıca tüm ekiple tanıştığım gündü. Sabahın ilk ışıklarına kadar çalışılmıştı(tamam, ben 2’de eve gitmiştim, kabul ediyorum). Uzun yıllar geçse de Tophane’deki “2 nargile, 4 çay, bir 10lu priz” lafını unutulmaz sanırım..

Günler mevsimler geçti.. Tarih 20 Ocak 2011. Pardus 2011’in duyurulmasını bekliyoruz.

Sabahtan beri yaşadığım heyecanı ve bir yandan da gerginliği nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum. Sitedeki yazıların güncellenmesi olsun, yeniliklerin hazırlanması olsun zaten yetiştirebilmek için bizi baya yordu. Neyse ki önceden planlı olduğumuz için her şeyi hallettik. Bugünkü asıl heyecan başkaydı.

Geçtiğimiz günlerde yaptığımız IRC toplantısında 20 Ocak tarihinde Pardus’u Twitter’da “Trending Topics”e sokmaya karar verdik. İşin doğrusu, bu kadar yükseleceğimizi tahmin etmemiştik. Günün erken saatlerinde 5. sıradan listeye girdik, yavaş yavaş yükselerek 1. sıraya kadar çıktık. (Daha gün bitmedi aslında..) Bunu yapana kadar duyurmadığımız, dürtmediğimiz insan kalmadı sanırım 🙂 Ama listeye girdiğimizi gördüğümde yaşadığım heyecanı kelimelerle anlatamam sanırım.

Heyecan böylece daha da arttı. IRC’den olsun, jabber’dan olsun, gtalk’tan olsun, twitter’dan forumdan olsun herkes yavaş yavaş üzerimize gelmeye başladı. Ne zaman çıkacak soruları arttı. Biz de heyecanı biraz olsun sakinleştirebilmek ve kullanıcılara sürümle ilgili güzel haberler verebilmek için Ajans Pardus’u yayına aldık. Ama yayına girdikten 1 dakika sonra site kapandı. Daha saat 17.00 civarında son 5 yılın tekil ziyaretçi rekorunu kırdık :). Son rekor Pardus 2009 sürüm duyurusunun olduğu gün gerçekleşmişti. Yayında kalmadığımız süre de o kadar uzun değildi, merak etmeyin :).

Her şeyi hallettikten sonra oturduk ve beklemeye başladık. Bekledik… Bekledik.. Gökçen’le konuştuk.. Bekledik.. Bekledik.. Bekledik..

Son testlerin haberini aldık..

Testlerin bittiğinin haberini aldık..

İlk canlı DVD’yi gördük..

Bekledik bekledik..

Bekledik..

ISO’ların yüklenmeye başladığının haberini aldık..

Bekledik..

Bekledik..

Vee…

http://www.ozgurlukicin.com/haber/pardus-2011-ile-degisim-basladi/

 

 

Sonrasında dans dans dans 🙂

Bugün bize destek olmuş, Twitter’da 1. sıraya çıkmamızı sağlamış tüm Pardus severlere teşekkür ediyoruz.

Öteki taraftan, bu güzel sürümü bizlere hazırlayan, bize bu heyecanı yaşatan tüm geliştiricilerimize kullanıcı topluluğu olarak çok teşekkür ediyoruz.



{18/01/2011}   Kırmızı Burun Kremi?

Malum, icatlar ihtiyaçtan doğarmış. Nasıl ki saçı dökülen biliminsanı bu konuda araştırma yapıp ilacını bulduysa neden kırmızı burunlu biri çıkıp da bunun kremini bulmadı acaba?

2 gündür hastayım, burnumu silmekten 4. saatin sonunda palyaçodan beter kırmızı (pembe değil, gerçekten kırmızı) bir burna sahip oldum. Genelde Bepanthen merhem sürerim bu durumlarda. Ama sabah aklıma geldi, eczaneye gidip sordum. Bu tarz durumlar için özel bir krem var mı acaba diye. Hani saha çok nemlendiren, kızarıklığı hafifleten, acıyı azaltan vb. Eczacı da Bepanthen kullanmamın iyi geleceğini ama özel bir krem olmadığını söyledi.

Bakın buradan söylüyorum. Kim ki üzerinde “Burun kızarıklığına bire bir, anında geçirir, sizi ve burnunuzu korur” gibi yazılarla bire krem çıkarır, zengin olur valla.. İçinde çok deli şeyler olmasına gerek de yok. Biraz nemlendirici, biraz kızarıklığı giderici bir şeyler, bu kadar. Bu işe yarayan o kadar çok krem var ki, zor olmasa gerek.

İnsanlar bazen sadece “etiket” satın alıyor, bunu hepimiz biliyoruz. Neden biri gelip de bunu kullanmıyor ki?



et cetera