EsGiz Defteri











{26/11/2010}   OSM’de Neler Oluyor?

Bir süredir yazmayı planlıyorum, ama o kadar yoğunuz ki fırsat bulamıyordum. Bugün gelen bir e-posta ile yazma zamanımın geldiğini anladım. Çünkü OSM, yani OpenStreetMap kullanıcılarından yardım istiyormuş.

Özgürlükİçin’de de haberlerini yaptığımız OpenStreetMap, bir harita. Özgür yazılım ürünü olan bu proje, kullanıcıların destekleriyle sokak sokak şehirleri haritalandırmayı planlıyor. Türkiye’de çok yaygın olmasa da (gördüğüm kadarıyla sadece büyük şehirler çizilmiş) yurt dışında bir çok şehrin tamamının yapıldığı ve sürekli güncellendiği biliniyor.

Dün basına düşen bir habere göre, OSM kurucusu Steave COAST Microsoft tarafından Bing projesinde çalışmak için işe alınmış. Microsoft ayrıca, OSM projesine destek vereceğini de açıklamış. Zaten geçtiğimiz yaz aylarında Bing’e OSM katmanı ekleneceği duyurulmuştu. Şimdi daha büyük projeler düşünülüyor, ki COAST da bu projeleri yönetmesi için işe alınmış.

Bu gelişmeden sonra gelelim Türkiye’de neler olduğuna. OSM projesinin türkçe e-posta listesine atılan bir mesaj, kullanıcılarının desteğini istediklerini belirtiyor:

Merhabalar,

Web sayfaların halen çevirmen ihtiyacı var:

translatewiki.net üye olup siz de katılın…
http://translatewiki.net/wiki/Translating:OpenStreetMap

En önemlisi bunlar:

* http://translatewiki.net/w/i.php?title=Special:Translate&group=out-osm-site
* http://translatewiki.net/w/i.php?title=Special:Translate&group=out-osm-potlatch

Google ve Microsoft size yardımcı olacak 😉

Roman

Her ne kadar MS’in işin içine girmesini sevmesem de OSM desteklediğim ve elimden geldiğince katkı verdiğim bir proje. Eğer siz de ilgileniyorsanız ve bir şeyler yapmak istiyorsanız, en azından bir göz atabilirsiniz 😉 Ayrıca, translatewiki’ye üye olarak birçok özgür yazılım projesinin çevrilmesine yardımcı olabilirsiniz.

Reklamlar


{11/11/2010}   LimeWire Pirate Edition!

Geçenlerde haberleri çıkmıştı; bir neslin hayatında büyük yer edinmiş paylaşım programı LimeWire, bir mahkemenin kararından sonra kapılarını kapatmıştı. Herkes üzüldü, güle güle dedi, üzüldü ama geçti gitti..

Bugün haber sitelerine yeni bir haber düştü. “LimeWire Pirate Edition” çıktı diyorlar. Ve bunu “korsan, kaçak, gizli bir yazılım grubu tarafından geliştirilmiş” diyorlar.. Ama haberi yapmadan biraz araştırma yapsalar, yaptıkları hatayı görecekler.

LimeWire “open source” yani açık kaynaklı bir yazılım. Yani kodlarının kullanılmasında herhangi bir sorun yok. Yani ortada korsan bir yazılım yok. Açık olan kodların, başkaları tarafından kullanılıp devam ettirilmesi var sadece. Ki bu da açık kaynaklı ve özgür yazılım ürünlerinin doğasında olan bir şey. Ayrıntılı bilgi isteyene buyrun programın lisansı: GPL

Tabi olayın bir de şu tarafı var. “LimeWire” isminin patenti, marka hakları vb (hukuki konularda çok konuşmayayım dimi 🙂 ) üretici firmaya ait. Yani ismi kullanmamaları gerekiyordu. Tüm olayda “kaçak” olan tek şey bu yani.

Neyse.. Kısa bir bakışla bunları bulabildim ben, başka bir bilgisi olan varsa yorumlara eklesin de düzelteyim :).

“Bu yazıdan ne ders çıktı?” sorusu: What is GPL? 🙂



{12/05/2009}   PostCrossing

Hep yakınırız, zaman eski zaman değil diye. Eskiden ne güzel mektuplar yazar, bir de ucunu yakar, dört gözle postacıyı beklerdik, şimdi ise faturadan başka bir şey gelmiyor diye. İşte size çok güzel bir çözüm. Postcrossing!

Postcrossing, uluslararası bir posta servisi. Daha doğrusu kartpostal servisi. Öncelikle sisteme üye olup adresinizi giriyorsunuz. Sonra da size ilk başta sunulan 5 kişilik kontenjanın adreslerini alıp birer kart atıyorsun onlara. Veya çok istersen bir mektup yazabilirsin ama asıl amaç kartpostal. Sen bir ülkeye gönderiyorsun, sana bam başka bir noktadan geliyor. İstersen tabi karta kendi bilgilerini de yazıp iletişime geçebiliyorsun da.
İlk başta biraz panik yaptım aslında. Nasıl bir kart seçmeliyim, ne yazmalıyım, nasıl yazmalıyım.. Sonra işin doğallığına kendimi bırakıp içimden gelenleri yazmakla başladım. Zaten bir süre sonra ne yazılır nasıl yazılır kendiliğinden öğreniyorsunuz. Tabi bir de başka ülkelerden kart almanın verdiği güzel duygu var. İlginç yerler ve kişiler tanıyorsunuz.
Bu site sayesinde anladım ki bizde artık kartpostal devri bitmiş. Bulabildiklerim sadece turistler için yapılmış türkiye logolu olanları. Hani neredeyse askerler için olanlarından bile kalmamış. Bulabildiklerim de PTT’lerin çok yakınında bir kırtasiyede veya ben her şeyi satarım diyen kitapçılardaydı. Bulabildiklerim pek içime sinmese de elimden gelenin en iyisiydi. Bundan böyle eskicilere bakmam lazım sanırım bulabilmek için. Ayrıca insanlara bir kart göndermenin hiç de zor veya pahalı olmadığını gördüm. Yurt dışına sadece 80 kuruş. Bayramlarda veya özel günlerde sevdiklerinize basit bir sms yerine bir kart atmak daha cazip olmalı artık..


23 Nisan’lar ana oldum olası sıkıcı gelirdi. Stada çıkıp donmalar ve hasta olmalar da cabası. Sadece bir tanesini iyi hatırlarım, okulumuzda kutluyorduk, ama o gün yağmur yağıyordu ve staddaki gösteri iptal edilmiş. Okul kurucumuz Dalan da toplamış devlet erkanını staddan, bizim okula getirmişti. Yaptığımız ufak gösteri akşam haberlerinde çıkmıştı, hepimiz ünlü olmuştuk bu sayede 15 dakikalığına olsa da…

Klasiktir zaten, büyükler, yerlerini bir küçüğe bırakır, o zavallı çocuk da önceden ona ezberlettirilmiş şeyleri söyler, ama akşam olmadan koltuktan indirilir ve o çocuk da bizim gibi 15 dakikalığına ünlü olduğuyla kalır. Sanmam ki herhangi biri ileride cvsine yazsın “başbakanın koltuğuna oturdum ben” diye.. Ama bu yıl çok güzel bir organizasyonla karşılaştım. Blog yazarları, 23 Nisan günü bloglarını bir küçüğe bırakıyorlar, o çocuk da istediğini yazıp çiziyor. Hem öyle 15 dakikalığına da kalmıyor orada, her zaman orada kalacak ve isterse o çocuk ileride cvsine ” ben küçükken bile iyi yazardım ki bana büyük ablalar/abiler bloglarından bir sayfa verdiler” diyebilir(bence..).

velhasıl ı kelam, 23 Nisan 2009 Perşembe günü bu blogda kardeşim yazacak. Kendisi 9 yaşında, adı Barkın, ders dışı tüm zamanını bilgisayar başında geçiren biri( ki ders çalıştığı zaman da televizyon karşısında yapıyorum, bu çocuk ne olacak hiç bilmem..) Ne yazabilirim diye 1.5 saat süren bir monoloğun(dinlemeye takatim kalmadı..) ardından ne karar verdi henüz bilmiyorum ama ilginç bir şey bekliyorum, en azından benim 9 yaşındaki halimden daha ilginç..

Kampanyayla ilgili başka bilgiler:
Facebook grubu



et cetera