EsGiz Defteri











{27/10/2009}   Geçen günlerim oldu..

Son zamanlarda hep mutsuzken yazdığımı fark ettim. Oysa daha çok mutluluklarımı yazmayı planlamıştım. Ama olsun, herkes her zaman mutlu olamaz ya, onu da göstermiş olayım. Aslında yazmak istediğim o kadar çok şey vardı ki..

Mesela 17-18 Ekim’de Ayvalık’a dalışa gittik. Planlama süreci ne kadar zorlu ve sinirli geçse de arabaya bindiğimiz ilk andan itibaren sorunsuz ve inanılmaz güzel bir hafta sonu geçirdim. Körfez Diving sorunsuz bir dalış yaşattı bize. Teknedeki malzemenin çokluğu ve kalitesi olsun, çalışanların sıcak davranışları olsun, bizi götürdükleri güzel dalış noktaları olsun çok mutlu bir şekilde ayrıldık oradan. Ayvalık’a dalışa gitmeyi düşünene, veya İstanbul’dan hafta sonu kaçma planları yapanlar olursa kesinlikle tavsiye ederim:) Turla ilgili ayrıntılı bilgiyi kulübümüz için yeni açtığımız blogdan okuyabilirsiniz. (hakikaten yeni:) )

Bu cumartesi gecesi de dalışımızı kutlamak ve bröveleri dağıtmak için klasikleşmiş Küçük Beyoğlu gecelerinden birini gerçekleştirdik. O sırada öğrendik ki kardeş kulübümüz olan Yelken Kulübü de takım olarak katıldıkları ilk yarış olan İYK Altın Kilit Kupası’nda 3. olmuşlar ve Bebek’te kutluyorlarmış. Biz de kalkıp oraya gittik. Hep beraber çok eğlenceli bir gece geçirdik sonuçta. Ve bir daha KB’nda buluşmamaya karar verdik:) Çünkü çok gürültülü oluyor ve istediğimiz gibi muhabbet edemiyoruz. Tavsiye etmem yani:)

Bunun dışında kötü şeyler olmadı mı, oldu tabi. Mesela grip aşısı oldum.. Domuz değil ama normali:) Annem iyice paranoyak olarak evi antibakteriyel jel ve sabunlarla doldurdu. Hatta sanırım Cevahir AVM Migros’unda ve Watson’da kalmamış, gidip başka yerlerden aramak zorunda kalmış.

Neyse işte, iyi kötü bir kaç haftayı da geride bıraktık.. Artık çalışma ve kendine gelme zamanı.. Ayrıca bu hafta sonu yeterince içtiğim için 2 hafta alkole yaklaşmamak gerek..(derken şarap uçarak gelir..:) ) Na zdorovje!



{27/06/2009}   Derinlerden Gelen Yaşam

Hayatta yaşadığım en büyük zevklerden biri: Tüplü dalış.. Son 1.5 yılım yemeden içmeden para biriktirmeyle geçti. Ama bu zorlu biriktirme evresinden sonraki dalış turları bana yaşadığım tüm sıkıntıları unutturdu.

Bütün geceniz külüstür sayılabilecek bir arabada sarsıntıyla geçiyor. Doğru düzgün uyuyamıyorsunuz. Açlık da üzerine vuruyor tabi. Sabah saat 9da teknede olmanız gerektiğinden otele değil de direk tekneye yetişebiliyorsunuz. Dalış noktasına kadar sarsıntı, motordan gelen mazot kokuları ile birleşiyor. Eh bir de haliniz olmamasına rağmen 10larca kilo malzemeyi hazırlıyorsunuz, daracık kıyafetleri giyiyorsunuz, hele de yaz ise mevsim, o kıyafetlerle dalışa kadar pişiyorsunuz..Evet, gözünüze bir işkence gibi geliyor. Sonra tüm kıyafetti kuşanıp teknenin ucuna gidiyor, son kontrolleri de yaparak denize doğru bir adım atıyorsunuz..

Ve işte o an, suyla buluşma anı.. Buz gibi su kıyafetinizden içeri giriyor. Sıcaktan pişen tenin üzerini buz parçası gibi yalayarak geçiyor. Ve maskenizin önünde sizin yarattığınız kabarcıklar.. İşte bu ürperip kendine gelme anı, asıl önemli olan an. Çünkü o an hayattaki diğer her şeyi unutuyorsunuz. Sanki dünya bir anda duruyor, sadece siz ve baloncuklar kalıyor geriye.. Bütün yorgunluk da bir anda silinip gidiyor o an.

Sonrası ise asıl güzelliği. Yavaş yavaş suyun altında kaybolmaya başlıyorsunuz. Dünyanın bütün sesleri yok oluyor orada. Sadece ağzınızdaki regülatörden gelen nefes alma sesi, sonrasında çıkan bubble sesi.. Başka hiçbir gürültü ve ses yok..Engin bir maviliğin içine doğru yolculuk başlıyor.

Havada uçuyorsunuz. Üzerinizde de hiçbir yük yok. O kadar ki kendi ağırlığınızı bile hissetmiyorsunuz. Etrafınızdan balıklar geçiyor. Hatta gelip elinizden yemek yiyorlar. Bin bir çeşit yeni canlı, bitki, yapı..

Öyle bir dünya ki suyun altı, tüm sıkıntıları emen ve yok eder. Suyun üstünü unutursunuz. Ayrıca en güzel meditasyon yöntemidir de. Ölmeden önce mutlaka denenmesi gereken bir şey olduğuna emin olabilirsiniz.



Küresel ısınma sonucu yeryüzünden bir çok canlı türünün yok olacağı endişesine kapılan bilimadamları, okyanus derinliklerinde yeni türlerin peşine düştü.
Araştırmalarını büyük bir hızla sürdüren bilimadamlarının amacı, canlı türleri yok olmadan görüntü ve fotoğraflarını çekmek. Okyanuslardaki hayatı keşfetmek için yaklaşık 2 bin bilimadamı çalışmalarını sürdürüyor. Bilimadamları hem yeni canlıları inceleyip yaşamlarını araştırırken hem de onları nasıl koruyacaklarını ve hayatlarını devam ettirebileceklerini düşünüyorlar.
Umarız yer yüzünü korumaya çalışan insanlar su altlarını da unutmazlar. Çünkü hayatımızın devamı için su gibi su altı canlıları da çok önemli bir yere sahip. Onları düşünmezsek, denizlere ve su altı doğal hayatına zarar verecek davranışlarda bulunursak bizim de onların da geleceği iyi gözükmüyor çünkü.



et cetera